Arılarda Yön Tarifi

Bal arılarının en deneyimli olanları ömürlerinin sonuna doğru kâşif arı olarak görev yapmaya başlarlar. Bu kâşif arılar kovanın tüm hayati konularında karar veren bir nevi ihtiyar heyetidir. İhtiyar dediysek aslında dopdolu geçen topu topu birkaç haftalık ömürlerinin son haftalarına doğru bu vazifeye terfi ederler.

İşte bu deneyimli arılar kovandan uzaklaşarak yeni bal kaynağı arayışında veya ihtiyaç varsa yeni kovan yerlerinin belirlenmesinde görev yaparlar. Peki bu araştırmayı yapan arı döndüğünde arkadaşlarına bulduğu yeri nasıl tarif edecektir?

Avusturya’lı bilim adamı Karl von Frisch 1914’den sonra arılar hakkında pek çok araştırma ve gözlemler yaptı. Bu gözlemleri içinde en önemlisi 1946’dan sonra yaptığı “Arıların Dansı” isimli akademik çalışmasıydı. Kendisine Nobel Ödülü kazandıran bu çalışmasında Frisch, arıların buldukları kaynağın konumunu, kendisinin dans diye isimlendirdiği bir takım periyodik hareketlerle tarif ettiğini ispatladı. Şimdi gelin bu tarifleri nasıl yaptıklarını öğrenelim:

Arılar, buldukları kaynağın konumunu iki farklı dans ile tarif etmektedirler. Bu dansların ilki daire dansı diğeri ise kuyruk dansı olarak isimlendirilmiştir. Arılar daire dansını 100 metreden daha yakın mesafedeki kaynakları tarif ederken, kuyruk dansını ise daha uzaktaki kaynakları tarif ederken yapmaktadırlar. 

Arıların Daire Dansı
Daire Dansı

Daire dansında arı, daire çizerek, her tur tamamlandığında ters dönüp bir daire daha çizerek yaklaşık bir dakika kadar bu işlemi devam ettirir. Bu dairelerin sayısı yaklaşık 20 tur kadar olabilir. Frisch yaptığı bir deneyde, bu şekilde bir dans ile kaynağı tarif eden arıyı izleyen 174 arıdan 155 tanesinin 5 dakika içerisinde kaynağı doğru olarak bulduğunu göstermiştir. Daire dansında kaynağın sadece yakında olduğu bilgisi vardır. Bunun dışında kaynağın tam olarak yeri belli değildir, çünkü zaten arılar petekten çıkınca yakın çevrede kaynağa hemen ulaşacaklardır.

Arıların Kuyruk Dansı
Kuyruk Dansı

Arıların 100 metreden uzaktaki kaynakları belirtme şekli olan kuyruk dansında ise, hem kaynağın güneşe göre açısı, hem de uzaklığı bilgileri vardır. Arılar bir düzlemde kuyruklarını sallayarak hareket ederler, ardından önce sağa doğru bir yarım daire çizerek tekrar kuyruk titrettikleri düzleme geri dönerler. Bu düzlemi yine kuyruk titreterek tamamladıktan sonra bu defa da sola bir yarım daire çizip tekrar düzleme birleştirirler. Bu şekliyle arılar aslında arasında düzlem olan bir tür “8” çizerler. Bu dansın yapıldığı orta düzlemin uzunluğu kaynağın mesafesini gösterir. Düzlemde ortalama 4 saniye kuyruk titretilmesi kaynağın ortalama olarak 4000 metrelik bir mesafede olduğunu gösterir. Veya 2 saniye kuyruk titretme, kaynağın yaklaşık olarak 2000 metre mesafede olduğunu gösterir. 

Kuyruk Dansı Süresi ve Hedef Uzaklığı Grafiği

Bu kuyruk dansındaki diğer hayret verici yön ise arının, kaynağın yerini güneşi referans alarak tarif etmesidir. Yani dans düzlemi kovanın dikey pozisyonuna göre güneş referans alınarak yapılmaktadır. Bu durumda dikey olarak 30 derece bir açı ile dans eden bir arı, kaynağın güneşe göre 30 derecelik bir açıda olduğunu tarif etmiş olur. Güneşin gün içinde konumunun değişmesi arıların kaynağa ulaşması için problem teşkil etmez. Çünkü arılar zaten kaynağa doğru yola çıktıklarında bunu da hesaplamış olurlar. Unutmadan ekleyelim, arılar bu işlemi güneşi görmedikleri zifiri karanlık bir kovan içinde yaparlar. 

(Kuyruk dansı ilgili bu videodaki animasyonlar, konunun daha iyi anlaşılması için izlenebilir.)

Son olarak arı kovana döndüğü zaman, zaten kendisine bulaştırdığı koku ve getirdiği numune ile de kaynaktaki malzeme ile ilgili tür ve yoğunluk bilgilerini de aktarmış olmaktadır. Yani arı her keşiften dönüşte bulduğu kaynaktan numune, yoğunluk, güneşe göre konum ve uzaklık gibi tüm kritik bilgileri getirmiş olmaktadır.

Şimdi arılar bulurlar, yaparlar, tarif ederler, hesaplarlar, getirirler dedik, ancak arı gibi ortalama 6-10 hafta yaşayan ufacık bir böceğin, nokta kadar beyni ile bunları hesaplayıp yaptığını iddia edemeyiz. Bunu iddia edenler varsa aşağıdaki sorulara cevap vermeleri gerekir:

1) Arılar kısacık ömürleri içinde çiçeklerden öz toplama, kovan güvenliği, savaşma, kovan temizliği, propolis yapma, propolis ile petekteki atıkların bakteri üretmesini engelleyecek yalıtım yapma, polen hazırlama, bebek arılara hemşirelik yapma, günde 1300 defadan fazla yavru arıları besleme, balmumu hazırlama, bunlardan geometrik olarak mükemmel olan petekleri yapmak gibi pek çok ihtisas gerektiren iş yapmaktadır. Tüm bu ihtisas gerektiren işleri birkaç haftalık gibi bir sürede nasıl ve kimden öğrendi? Hangi eğitimden geçtiler?

2) Bir adrese gitmek için adrese alıp, üstüne tarif isteyip, giderken navigasyonu da açmayı ihmal etmeyen, akıl sahibi biz insanlar tüm bunlara rağmen bazen yine gitmemiz gereken yeri karıştırıyorken; akılsız, dilsiz, karanlık bir ortamda aldığı tarif ile kilometrelerce ötede bulunan bal kaynaklarına mükemmelce ulaşan bu arılar sizce bu tarif yapmayı ve bu tarifi anlamayı nasıl ve nereden öğrendiler?

3) Arılar karanlık kovan içinde görmedikleri güneşe göre tarif alıp, güneş gün içinde yerini değiştirse bile gitmeleri gereken noktayı karıştırmamaktadırlar. Arılar güneşin gün içindeki hareketlerini nasıl tespit etmekte, yönlerini nasıl kaybetmemektedirler?

Bu soruları arttırabiliriz. Arıların yaptıkları tüm işleri ele aldığımızda bu listedeki soruların sayısı 100 ü bulabilir. İşte bu küçük arıların boyundan büyük bu işleri kusursuz ve mükemmel bir şekilde yapması gösterir ki; bu arılar kendi kendilerine bu işleri yapmıyorlar. Bu işleri yapacak ilim ve irade onlarda gözükmüyor. Onları çalıştıran, vazifelerini öğreten ve çok hikmetli işleri onlara gördüren perde arkasında gizli bir kudret sahibi var. İşte O Kudret sahibi bizim cevapsız sorularımıza Kur’an’ında şöyle cevap veriyor:

“Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: ‘Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları çardaklardan kendine göz göz ev (kovan) edin. Sonra da her türlü meyveden ye de Rabbinin sana yayılman için belirlediği yolları tut!’ Onların karınlarından renkleri çeşit çeşit bir şerbet çıkar ki onda insanlara şifa vardır. Elbette düşünen kimseler için bunda alacak ibret vardır.” (Nahl, 16/68, 69)

Kaynaklar:

  1. https://www.nobelprize.org/uploads/2018/06/frisch-lecture.pdf
  2. Ümit Şimşek, Bir Arının Hikayesi, Akıl Fikir Yayınları

One Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir