Deizm Yanılgısı – 3

Bir önceki başlıkta akıl ve mantık süzgecinden geçirerek bir elçiye olan ihtiyacı anlatmaya çalıştık. Bu başlık altında ise Peygamberlerin varlığına olan ihtiyacı maddeler halinde sıralayacağız:

1. Peygamberler Olmasa Allah’ı Nasıl Tanıyacağız?

İnsan aklı ile bir yaratıcının varlığına ulaşabilse bile, bu yaratıcının nasıl bir yaratıcı olduğunu sorusuna kendi aklı ile ulaşamaz. Yani bu yaratıcı bir tane mi birden fazla mı? Nasıl biridir? Bizim gibi görüp, konuşan bir yaratıcı mı? Bizleri her an görebiliyor mu? Bir şey istesek sesimizi duyabilir mi? Şuan nerede? Neden yaratıyor? Nasıl yaratıyor? Dünyayı nasıl yarattı? Doğdu mu? Onun da ailesi var mı? Ondan önce veya sonra başka ilahlar var mıydı? O da ölümlü mü?  gibi daha binlerce soru ile karşılaşırız.

Oysa Allah, göndermiş olduğu Peygamberlerine verdiği Kutsal kitaplarında bu soruların cevaplarını vermiş, ve Peygamberlerini bu cevapları insanlığa tebliğ etmesi için görevlendirmiştir. Allah’ın tek olduğu[1], eğer birden fazla ilah olsaydı kainatta her şeyin alt üst olacağı[2], Allah’ın hayat sahibi olduğu ve kainattaki her şeyin O’nun idaresinde olduğu, uyku ve yorgunluk gibi insana has hallerden münezzeh olduğu, göklerdeki ve yerlerdeki her şeyin O’nun kontrolünde olduğu ve O’ndan hiç bir şeyin gizlenemeyeceği[3], mükafatın da, cezanın da sadece O’nun kontrolünde olduğu, yarattıklarının tüm yaptıklarından haberdar olduğu[4], insana şah damarından daha yakın[5] olduğu halde doğrudan bir mekan ile sınırlandırılamayan, her an tüm yarattıklarını gözetleyen[6], her şeyi gören ve işiten olduğu[7], yemekten – içmekten münezzeh[8], hiç bir şeye muhtaç olmayan[9], insanları sadece kendisini tanıyıp kulluk etmeleri için yaratan[10] bir yaratıcıdır.

Allah’tan önce başka bir yaratıcı yoktu ve sonrasında da olmayacaktır[11]. Allah her an bir yaratma halinde olup[12], insanı bir su damlasından aşama aşama yaratıp şekil veren[13], benzersiz yaratan[14], yarattıklarını çiftler halinde yaratan[15], hayvanları da insanların emrine boyun eğecek şekilde[16] yaratandır.

Burada sadece birkaç ayet ile Kur’an’ın Allah’ı tanıtma sadedince verdiği birkaç ayeti aldık. Bu ve daha yüzlerce ayet bize ilahımızı sıfatları ile tanıtır, bizden istediklerini anlatır. Şimdi eğer bu ayetler olmasa bizler Allah’ın varlığı ile ilgili kafamızdaki yüzlerce soruya nasıl cevap bulacaktık? Yoksa sadece bir Allah var deyip, O’nu düşünmeden, tanımadan bir bitki veya hayvan gibi hayatımıza devam mı edecektik?

İnsanın hayvana oranla akıl gibi bir donanıma sahip olması, duyu organlarının hayvandan kat kat daha fazla gelişmiş olması, sizce hayvanın yaptıklarını yapmaktan öte şeyler yapmasını gerektirmiyor mu?

Bu konuyu tamamlamadan şunu da bu arada ifade etmiş olalım ki, deistlerin bu konuda çaresizliklerinden olsa gerek tarif ettikleri ilah tanımı, aslında kutsal kitaplardaki ilah tanımı ile örtüşüyor. Bu da aslında, kendi akıllarının bu konuda ne kadar aciz olduğunun bir göstergesi.

2. Peygamberler Olmasa Allah’ı Nasıl Sevecek, Kendimizi Ona Nasıl Sevdireceğiz?

Her yönden cömert, kabiliyetli, size ikramlarda ve iyiliklerde bulunan bir dostunuz olsaydı, onun dostluğunu kaybetmek ister miydiniz? Ya da soruyu şöyle sorayım: o dostluğu kaybetmemek için neler yapardınız?

Bizi yoklukta bırakmayıp varlık alemine çıkaran; taş, bitki veya hayvan yapmayıp insan olma şerefine ulaştıran ve tüm varlıkları hizmetimize koşturup bizi nimetleri ile çevreleyen yaratıcımız sizce bizi sevmiyor olabilir mi? Peki bizi bunca nimeti ile donatan bir yaratıcıya nasıl teşekkür edecek, sevgisini kazanmak için neler yapacağız? Allah’ın bizim teşekkürümüze veya sevmemize tabi ki ihtiyacı yok. Ama bizim O’nun sevgisine ihtiyacımız var.

Bu soruların cevabını da yine peygamberler ve kitapları vasıtasıyla öğrenebiliriz. Verilen nimetlerin devamı ve artması için; nimete, şükür edilmesi gerektiği[17] şükrün en güzel şekilde nasıl yapılacağı gibi soruların cevaplarını eğer peygamberler bize bildirmeseydi insanlar adedince farklı tarzlarda ibadetler ortaya çıkmaz mıydı? İlahi bir dayanaktan uzak olan Hindlilerin, korktukları veya kendilerine faydası dokunan tüm nimetlerin karşısında eğilip ibadet etmeleri ile ortaya çıkan yüzlerce uydurma din buna verilecek en güzel örnek değil mi?

3. Peygamberler Olmasa, Allah’a Nasıl İtaat Edecek, İstediklerini Nereden Öğrenecek ve Nasıl Uygulayacağız?

Kainatta sınırsız bir itaat hüküm sürmektedir. Güneş gibi yıldızlar kendi etraflarında dönme vazifesini ve etrafındaki gezegenleri çekme vazifesini hakkıyla devam ettirirken, diğer taraftan gezegenler de hem kendi etraflarında hem de güneş etrafında dönme vazifelerini aksatmadan yerine getirmektedirler.

Etlerinden sütlerinden istifade ettiğimiz hayvanlar, kendilerini sağan insanlardan kat kat büyük ve güçlü olmalarına rağmen, itaat ile vazifelerini yapmakta ve isyan etmemektedirler. Arılar, ballarını yiyen insanlara boyun eğmekte, onlara savaş açmamaktadır.

Bulutlardan rüzgarlara, bitkilerden hayvanlara tüm kainatta bu şekilde umumi bir itaat kanunu hüküm sürmektedir. Peki insanın bu itaatlardan bir ders çıkarıp kendisinin de bir itaat ile vazifeli olduğunu anlaması gerekmiyor mu? Yoksa insan, her istediğini yaptıran ama sıra kendi yapması gerekenlere geldiğinde isyan eden şımarık bir çocuk gibi mi davranmalıdır?

İşte deistler, kainattaki bu itaati kabul edip yaratıcıya vermekte, ama bunun insana bakan yönünü kabul etmemektedirler.

Deizm aslında bir kulluktan kaçış dinidir. Haramların ve ibadetlerin nefislerine ağır geldiği insanların bu vazifelerinden kaçarak nefse itaat etmesi, fakat kendini avutmak için de Allah’a inanıyorum demesinden başka bir şey değildir.

Bir evlilikte, eşler birbirlerine sevdiğini söylese fakat sevgisini hiç göstermese, eş olarak vazifelerini yerine getirmese, dahası gözü başkalarında olsa ama ben eşimi seviyorum dese buna ne kadar inanırsınız?

Aynen bunun gibi Allah’a inanıyorum diyen insan, inanmanın göstergesi olan itaati terk etse, sevmenin göstergesi olan şükrü yapmasa, Allah’ın kainattaki fiillerini de sebeplere vererek inkar etse misaldeki koca gibi dediklerinin ve inancının bir hakikati olur mu?

İnananlar, Allah’a itaati peygamberlerden öğrenmektedir. Peygamberler, en evvel kendileri Allah’ın emirlerini yerine getirerek ibadet etmekte, daha sonra diğer insanlara da örnek olarak bu emirleri tebliğ etmektedirler.

4. Peygamberler Olmasa, Allah’ın Neleri Emredip, Neleri  Yasakladığını Nasıl Bileceğiz?

Dünyada; doğrular yanlışlarla, faydalılar zararlılarla, iyiler kötülerle, hayırlar şerlerle beraber yaratılmıştır. Bu durum insanda bir imtihan sebebi kılınmış, doğruyu, faydalıyı, iyiyi ve hayırlı olanı tercih etmenin mükafatı, zıtlarını tercih etmenin ise cezası olacağı peygamberler ve kitaplar aracılığı ile insanlara öğretilmiştir. Sorumuz şu: İnsan eğer bir ilahi elçiye veya mesaja tabi olmazsa nelerin doğru, faydalı, iyi veya hayır olduğunu, nelerin de yanlış, zararlı, kötü ve şer olduğunu nasıl öğrenecekti? Sakın deneme yanılma veya bilimin yol göstermesi ile demeyin, çünkü bilim çoğu şeyi zamanla tespit edip insanlığa olan fayda veya zararını açıklarken dinler bunu asırlar öncesinden kutsal kitaplarda insanlığı hediye etmişlerdi.


[1] Kur’an, İhlas Suresi, 112:1.

[2] Kur’an, Enbiya Suresi, 21:22.

[3] Kur’an, Âl-i İmran Suresi, 3:5.

[4] Kur’an, Bakara Suresi, 2:255.

[5] Kur’an, Kaf Suresi, 50:16.

[6] Kur’an, Fecr Suresi, 89:14.

[7] Kur’an, Lokman, 31:28.

[8] Kur’an, Zariyat Suresi, 51:57.

[9] Kur’an, İhlas, 112:2.

[10] Kur’an, Zariyat Suresi, 51:56.

[11] Kur’an, İhlas Suresi, 112:3.

[12] Kur’an, Rahman Suresi, 55:29.

[13] Kur’an, Yasin Suresi, 36:77.

[14] Kur’an, Bakara Suresi, 2:117.

[15] Kur’an, Zariyat Suresi, 51:49.

[16] Kur’an, Yasin Suresi, 36:72.

[17] Kur’an, İbrahim Suresi, 14:7.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir