Kader Yazıları – 3: İyiliğin Allah’tan Kötülüğün Kuldan Olması

Kader’le ilgili yazı dizimizin geçen aylarda yayınlanan ilk bölümlerinde, Kaderin tanımını yapmış, insanın iradesinden ve tercihlerinden dolayı nasıl mes’ul olacağından bahsetmiştik.

Bu ay ki yazımız da ise, Kur’an’da Nisa Suresi 79. ayetinden geçen “Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir.” ifadesi üzerinde duracağız.

İlk iki yazımızda kulun kendi iradesi ile yapmaya karar verdiği ve fiiliyata geçirdiği fiillerinden dolayı sorumlu olacağını ifade etmiştik. Bu ayeti kerime ise kulun yaptığı iyiliklerin ona ait olmadığını, sadece kötülüklerin insana ait olduğunu ifade etmekte, görünüşte ilk verdiğimiz bilgiler ile bir çelişki var gibi gözükmektedir.

Aslında bu iki konu arasında bir çelişki yoktur. Şöyle ki: İyiliği emreden Allah, iyiliği yapmak için gereken donanımı yaratan Allah, bu donanımı kullanacak bize de kullanmak için ilim, irade ve kudret veren yine Allah’tır. İşte iyiliğin Allah’tan olması hakikati bunu ifade etmektedir. Kul yaptığı iyiliğin karşılığını, tercihini doğru kullandığı için Allah’tan alır.

Kötülüğün kuldan olması ise, Allah’ın iyiliği emretmesine rağmen, bize bu iyilikleri yapmamız için verdiği donanımı kendi özgür irademiz ile kötüye kullanmamızdan kaynaklanır. Bizim tercihimizden sonra, kötüyü işleyecek fiilimizi de neticesini de Allah yaratır, ama biz tercihimizi yanlış kullandığımız için cezasını görürüz. (İkinci yazımızdaki asansör örneğini hatırlayın)

Evet, iyilikler Allah’ın malıdır. Kötülükler ise bizim. Zira işlediğimiz bütün iyilikleri Allah’ın bize verdiği sermaye ile işlemekteyiz.

Mesela Kur’an’ı okuduğumuzda;

-Onu okuduğumuz dili yaratan Allah’dır, bu dildeki ses telleri Allah’ındır.

-Ses tellerinden çıkan sesi, havada yayan zerreler Allah’ındır.

-Kur’an’a baktığımız göz Allah’ındır.

-Göze görme yeteneğini veren Allah’tır.

-Gözün görmesi için ışığı yaratan Allah’tır.

-Okuduğumuz Kur’an, Allah’ın kelamıdır ve O’nun kitabıdır.

-Kur’an’ın yazıldığı kâğıt ve o kâğıttaki mürekkep yine Allah’ındır.

-Okuduğumuzu anlamamızı sağlayan aklımız, hafızamız yine hep Allah’ındır.

-Kur’an okumayı emreden de Allah’tır.

-Kalbimizde Kur’an okumaya karşı bir muhabbeti koyan da O’dur.

-Daha saymakla bitiremeyeceğimiz, Kur’an okumamız için gereken her şey Allah’ındır.

Bizim ise sadece elimizde, icada kabiliyeti olmayan kendi özgür irademiz vardır. Sadece irademizle Kur’an okumak isteriz, bundan geriye ne varsa hepsi Allah’a aittir. Bize düşen, tevazu ve ihlas ile bu hayırlı ameli bizim için yaratan Allah’a şükür değil midir?

Ama eğer biz, bize verilen bu göz ve dil sermayesini yanlış yerde kullanarak, bunlarla Kur’an okumaya bedel, haram ve günah şeyler okursak. O zaman bize emanet edilen göz, dil, akıl gibi sermayeleri yanlış yerde kullanmış ve bu günahın tek sahibi olmuş oluruz.

Bir örnek daha verelim. Bir fakire sadaka verdiğimizi düşünelim.

-Evvela sadaka verdiğimiz fakiri Allah yarattı ve onu bizimle Allah karşılaştırdı.

-Sadakayı verdiğimiz malı Allah bize ihsan etti, sadakayı verdiğimiz eli O yarattı.

-O fakire karşı şefkat ve merhamet duygusunu kalbimize O koydu.

-Verdiğimiz sadakayı bereketlendirip bize daha fazlasını yine O ihsan etti.

Daha bunlar gibi, sadakanın verilmesi için gerekli bütün şartları Allah yarattı, bizim elimizde olan ise sadece sadaka verme arzumuzdur. Haddizatında bu arzu dahi Allah’a aittir.

Hâl böyle iken: “Bu fakire ben yardım ettim, bu iyilik benim malımdır.” demek, boş bir iddia olacaktır.

Ancak eğer biz, o fakire sadaka vereceğimiz yerde; o mal ile içki alsak, kumar oynasak ya da herhangi bir haramı satın alsak. O zaman biz mesul oluruz. Çünkü o sermaye böyle adi işler için verilmemişti. Biz sermayeye ihanet ettik, tek mesul biziz ve bu günah bizim malımızdır.

Şimdi bu iki misale, diğer bütün iyilikleri ve güzellikleri kıyas edin! Onların icad edilmesi için gerekli olan sebepleri ve şartları düşünün! Sonra da elinizde olana, yani icada kabiliyeti olmayan cüz-i iradeye bakın! Ve bu cüz-i irade ile bu güzelliklerin yaratılamayacağını düşünerek, bütün iyilikleri ve sevapları Allah’a teslim edin! Bu iyilikleri sizin için yaratan Allah’a şükür edin!

Gelecek ay görüşmek ümidiyle, Allah’a emanet olun.

(Zafer Dergisi, Ocak 2018 sayısında yayınlanmıştır…)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir