Mutlu Bir Evlilik İçin 7 Altın Kural

1. Eşinizin farklı bir birey olduğunu unutmayın

Erkek ve kadın yaratılış itibariyle farklıdır. Kadında duygular, erkekde güç hakimdir. Kadında Allah’ın cemâlî isimleri, erkekte celâlî isimleri galiptir. Bu farklılıklar aslında evliliğin eşleri tamamladığının en güzel delili değil midir? Kadın sever, sevdirir, şefkat ve merhametiyle yuvayı tutar. Erkek sarar sarmalar, yuvayı korur, aileyi ayakta tutar. Biri olmadan diğeri olmaz. 

Herşey sizin istediğiniz gibi olmayacak. Eve mobilya mı alınacak? Bırakın eşinizin duyguları yuvasını şekillendirsin. Kocanız işiyle ilgili bir yatırım mı yapılacak? Bırakın önünü arkasını hesaplasın, adımını atsın. Eşinizi kendinize benzetmekten vazgeçin, zaten benzetemezsiniz. 

2. Her ‘özür’ evliliğin ömrünü uzatır

Muhatabınız farklı bir bireydir dedik. Her zaman aynı düşünemezsiniz, anlaşmazlıklar çıkabilir. Koca, iş yerinde sıkıntı yaşar eve gergin gelir, kadın komşularıyla ile ilgili bir problem yaşamıştır canı sıkkındır. 

Bir tatsızlık mı oldu? Ağızdan çıkmaması gereken acı sözler mi çıktı? Zaman kaybetmeden hemen hatanızı itiraf edin, özür dileyin, eşinizi şefkat sinenize basın. “Aslında sen de böyle yapmasaydın ben de yapmazdım…” diye daha fazla meseleyi uzatmayın. Hele hele kesinlikle araya zaman sokmayın. Araya giren her saat, özür dilemeden geçen her an yuvanın temellerinin sarsar. 

Bu işin gururu olmaz. Hata sizdeyse hem yuvanızı yıkar, hem de hatanızı telafi etmediğiniz için dünyada ve ahirette cezasını çekersiniz… Araya zaman girince nefis kendisini haklı çıkarmak için avukat gibi savunmaya, karşı tarafı suçlayacak argümanlar üretmeye başlar. Bir bakarsınız ki “nişanda bana bunu almamıştın, düğünde de bana biri yan bakmıştı, senin annen şöyleydi, baban böyle demişti…” gibi cümleler cephanelik gibi yığılmaya başlar. İlk çatışmada bu cümleler boca edilir. İşte o andan itibaren yuvanın temelleri çatırdamaya başlar. İşin bu aşamaya gelmemesi için yapılacaklar: Özür dileyin ve bunu zaman kaybetmeden yapın…

3. İkram ve hediyeleşmek mutluluğu katlar

Sizi evde gün boyu sadakatle bekleyen bir eşiniz var. Veya yuvası için gün boyu çalışıp didinen bir kocanız var. Siz birbirinizin en yakınlarısınız, birbirinizi en iyi siz tanır ve anlarsınız. Günün yorgunluğunu stresini yok etmek için elinizde bir çiçekle eve gidin. Veya çok sevdiği bir şeyi ona alın. Veya çok sevdiği bir yemeği yapın. “Bunu sen çok sevdiğin için yaptım deyin…” “Hanım gel seninle bu akşam dışarıda bir yemek yiyelim, o çok sevdiğin yere gidelim, az baş başa vakit geçirelim” deyin… Bu sizin için küçük bir şeydir, ama evliliğiniz için kesinlikle çok büyük birşeydir. Mutluluk hesabınıza dev bir yatırım yapmış olursunuz.

4. Birbirinize özel olmayı, zaman ayırmayı ihmal etmeyin

İkram ve hediyeleşmek gibi birbiriniz için süslenmek, ailevi münasebetleri ihmal etmemek de evliliğin ömrüne ömür katar. Yatak odasını ihmal edip de ailesini uzun vadede mutlu huzurlu devam ettiren görmedim duymadım… Sizin ihtiyacınız olmayabilir, ama evlilik de tek kişilik bir müessese değil zaten. Peygamber Efendimiz (sav) kendini düşünüp, eşini düşünmeyenlere veya zühd hayatı yaşayıp ailesinden uzak duranlara kızıp ciddi uyarılar yapmıştır. Bir hastalık veya kusur yoksa özel hayatı ihmal etmenin, şeriatta, sünnette yeri yoktur. 

5. Ortak ideallerde buluşun

Aile olmak, hayırlı evlat yetiştirmek, dünya ve ahiret saadeti için çalışmak gibi ulvi gayeler ve ortak ideallerde buluşun. Ortak idealler arttıkça, ortak problemler nefsilikten çıkar ideolojik olmaya başlar. Yani artık eşler kendi kusurları ile uğraşmak yerine ortak ideallerinde hedeflerine ulaşmak için çabalar. 

Hiç şüphesiz ortak ideallerin en büyüğü de ailenin meyvesi olan yavrulardır. Yavruların maddi ve manevi eğitimleri için anne babanın ortak hareket etmesi, sürekli istişarelerde bulunması, annenin plan proje geliştiren, babanın bu projeleri uygulayan rolünde olması birbirlerini desteklemeleri, fikir ayrılıklarını anlayışla karşılayıp telafi yoluna gitmelerinin emin olun her dakikası çok çok kıymetlidir. 

Ama annenin sosyal medyada, babanın televizyon karşısında çocukların da ayrı dünyalarda olduğu bir ailede ortak idealden söz etmek zordur. Ortak noktaları olmayan ailelerin de uzun vadede mutlu huzurlu devam etmelerine pek imkan yoktur.

6. İltifatsız olmaz

Hem eşinize hem yavrularınıza her fırsatta iltifat edin. Hep iyiliğe odaklanın. Kusurları saçıp dökerek sadece kalp kırılır. Ama iyi olanı tebrik etmek, “aferin” demek, takdir etmek, iltifat etmek muhatabın kişiliğine yapılan en iyi yatırımdır. 

Gösteri yunuslarını ve balinaları eğitirken onların yaptıkları her doğru için yiyecek verilip ardından da özellikle “aferin” diye geri bildirim yapmanın olumlu sonuçlarını yıllar önce bir makalede okumuş hayret etmiştim. Akılsız şuursuz hayvan dediğimiz canlılar bile olumlu geri bildirim ile eğitilebiliyorsa, olumsuz geri bildirim hayvan da bile bir işe yaramıyorsa; akıllı, şuurlu daha da ötesi kişiliği, gururu, haysiyeti ve izzeti olan bir bireyin -hele hele bu eşiniz ve evladınız ise- hakaretlerle eğitilmesi mümkün müdür? Evet, fena bir adama “İyisin iyisin” desen iyileşmesi ve iyi adama “fenasın fenasın” desen fenalaşması çok vuku bulur… O zaman biz iyilerin artması için bol bol “iyisin iyisin” demeye çaba sarfedeceğiz.

7. Bu dünyanın ahireti de var

Bizler biliyoruz ki, bu dünya ahiretin tarlasıdır. Ne ekersek onu ahirette biçeceğiz. Bu dünyada kin ve nefret eken, ahirette de kul hakkı biçecektir. Bir ömür aynı yastığa baş koyduğunuz eşinizin de, anneniz veya babanız kadar siz de hakkı yok mu? O halde neden bu kadar hakkı bir çırpıda silip atalım? 

Eşinizin cennet kadınlarının ve erkeklerinin hepsinden daha güzel bir surette cennette de eşiniz olması sizin elinizde. Bu dünyada yaşlandıkça artan şefkat ve merhamet güzelliği, sadakati, ailesi için yaptığı fedakarlıklara odaklanın, bu dünyanın ahiretinin de olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Cennette de birlikte olmaya bakın. Ve emin olun ki, onu bu dünyada üzerek, ihmal ederek hatta hıyanet ederek cennette kolay kolay giremeyiz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.